Ana Sayfa




ŞEMAD BASIN BÜLTENİ

Ana Sayfa > “NBŞ’ler hakkında ortaya atılan “sağlıksız” iddiaları, ticari bir oyundur. Pancar şekeri ne kadar sağlıklı ise NBŞ’ler de en az o kadar sağlıklıdır. ”

ŞEMAD Başkanı Şemsi Kopuz; “NBŞ’ler hakkında ortaya atılan “sağlıksız” iddiaları, ticari bir oyundur. Pancar şekeri ne kadar sağlıklı ise NBŞ’ler de en az o kadar sağlıklıdır. ”

Kopuz, son günlerde şekerli mamuller hakkında ortaya atılan asılsız iddialara sert yanıt verdi.

“Ürünlerimiz ve içeriğinde kullandığımız hammaddeler hakkında ortaya atılan asılsız iddiaları, büyük bir şaşkınlıkla takip ediyoruz” diyen Kopuz; “Temel hammaddelerimizden Nişasta Bazlı Şekerler (NBŞ) içinde yer alan glikoz ve fruktoz ile kanser arasında olmayan bir ilişki zoraki varmış gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Bilimsel gerçeklerle bağdaşmayan bu konu, aynı zamanda anlaşılmaz bir şekilde NBŞ kotalarına bağlanmaktadır. Tüm dünyada hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan ticareti ve gıdada kullanımı serbest olan tamamen doğal bir ürün olan glikozun da içinde yer aldığı NBŞ kotasının düşürülmesi şeklinde ticari bir noktayı işaret eden ısmarlama görüşlerle kamuoyunun yanıltılmaya çalışılmasını sektörümüz, halkımız ve bilim adına son derece üzüntüyle karşılıyoruz.” dedi.

Şekerli mamul sanayicileri olarak, 3,5 milyar TL’lik bir iç pazara ve 700 milyon dolarlık ihracat hacmine sahip olan şekerleme sektörünün, böyle boş iddialarla bir kalemde karalanmasına asla müsaade etmeyeceklerini ifade eden Kopuz; iddiaların bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu da kaydederek; “Bahsi geçen ve kaynak gösterilen araştırmalar, doğrudan nişasta bazlı şekerler ile kanser arasındaki ilişkiyi değil, glisemik indeks (ve glisemik yük) ile kanser arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Kaldı ki kaynak gösterilen aynı araştırmalar; söylenenlerin tam aksine “nişasta bazlı şekerler ile kanser arasında bilimsel ilişki olmadığını” ortaya koymaktadır” dedi. Kopuz, aynı şekilde yapılan bilimsel araştırma sonuçlarının, şeker pancarının temel bileşeni sukroz ile fruktoz arasında kanser riskini etkilemeleri açısından bir farklılık görülmediğine de işaret ettiğine dikkat çekti.

İddialara referans olarak gösterilen kaynaklardan biri olan Amerikan Klinik Beslenme Dergisi (American Journal of Clinical Nutrition)’nin, yüksek fruktozlu mısır şurubu ve beslenme hakkında bugüne kadar birçok makale yayımladığını belirten Kopuz; yüksek fruktozlu mısır şurubunun bahsedildiği üzere pankreas kanseri genel riskiyle ilişkili olmadığının yine aynı dergide yer alan araştırmalarda birçok kez dile getirildiğini söyledi. (Örn; Mısır şurubu ile ilgili yanlış bilinenler ve tatlandırıcıların obeziteyle ilişkisi konusunda American Journal of Clinical Nutrition (2008 Sayı. 88) dergisinde kapsamlı bir bilimsel inceleme yayınlandı. - Added sugar and sugar-sweetened foods and beverages and the risk of pancreatic cancer in the National Institutes of Health–AARP Diet and Health Study1,2,3).

Kopuz; açıklamasında ŞEMAD ve üyesi firmaların, Gıda Güvenilirliği ve hijyen standartlarından hiçbir şekilde taviz vermediğini hatırlatarak; gıda güvenilirliği bakımından ulaştıkları noktanın dünya standartlarında olduğunun altını çizdi.

Kopuz; “Halkımız öncelikle şunu iyi bilmelidir ki; gerek nişasta bazlı şekerler (NBŞ) gerekse de NBŞ kullandığımız şekerleme ürünlerimiz, kanser riski taşımayı bir kenara bırakın, en ufak bir sağlık riski dahi taşımamaktadır. Bu tip ürünler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aynı hammaddelerden ve aynı teknoloji kullanılarak üretilmekte ve hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın dünya pazarına sunulmaktadır” dedi. Konuşmasında; NBŞ’ler ile tatlandırıcıları aynı kefeye koyarak değerlendiklerini bunun da tüketicide yanlış algılara sebep olduğunu ifade eden Kopuz; “Glikoz, fruktoz gibi doğal şekerler ile, tatlandırıcı olarak bilinen, içerisinde karbonhidrat bulundurmayan doğal olmayan tatlılık sağlayan maddeler olan sorbitol, maltitol ve aspartam gibi yapay tatlandırıcıları ne yazık ki bilgisizlikten NBŞ’ler ile karıştırıyorlar” dedi.

Şemsi Kopuz; Şekerli mamul ürünleri dünya pazarlarında kabul görmüş bir sanayi olarak; sadece Türk yasal mevzuatını değil; Codex Alimentarius, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), AB, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) gibi uluslararası kurum ve otoritelerin standartlarını da gözettiklerini belirtti. Dünyada geçerli olan tüm standartlara uygun üretim yapmakta olduklarını da sözlerine ekledi.

Kopuz açıklamasını şu sözlerle bitirdi: “Hal böyle iken bu tür bilimsel dayanaktan yoksun açıklamalarla sektörümüz baltalanmak istenmektedir. Yaşanan bu durum sadece sektörümüzü değil, tüm halkımızı çok yakından ilgilendirmektedir. Çünkü bu asılsız beyanlarla; halkımızın beslenmeyle ilgili doğru bildiği tüm değerler konusunda kafası karıştırılmaktadır. Bu durum, tüketicilerimizde gıdalar konusunda anlam kargaşası ve korkulara yol açmaktadır. ŞEMAD olarak şekerleme üretimimiz konusunda ortaya konulan bu yaklaşımları sektörümüz adına talihsiz bir itham olarak değerlendirmekteyiz. Bu konuda ihtiyaç duyulan her türlü bilgiyi paylaşmaya hazır olduğumuzu, ancak sektörümüzün karalanmasına da hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğimizi kamuoyuna duyurmak isteriz.”.

KAMUOYUNA BİLGİ:

1-) ŞEKERLE İLGİLİ TANIMLAR:

Şeker; Normalde sakkaroz' un eş anlamlısı olarak bilinir. Beyaz şeker (standart, rafine, küp ve kristal şeker), yarı beyaz şeker, rafine şeker, ham şeker ve kahverengi şeker olarak sınıflandırılan, pancar veya kamıştan üretilen kristallendirilmiş sakaroz ile nişasta kökenli izoglikoz, likid ya da kurutulmuş halde Glikoz şurubu, sakkaroz veya invert şeker veya her ikisinin karışımının suda çözünmesinden meydana gelen şeker çözeltisi ve invert şeker şurubu ile inülin şurubudur. (19.4.2001 Tarih ve 24378 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olan 4634 Sayılı Şeker Kanunu’nda yer alan tanımdır).

Nişasta Bazlı Şekerler (NBŞ); NBŞ’ler mısır, buğday, patates ve benzeri ürünlerde var olan nişastadan üretilir. Genel olarak glikoz, glikoz-fruktoz ve fruktoz-glikoz şurupları olarak gıda kullanımına sunulur.

ABD’de NBŞ’ler Tatladırıcılar (sweeteners) tanımı altında tüm doğal şekerlerle birlikte yer alır. Genel olarak “mısır şurubu” olarak adlandırılırlar.

AB’de fruktoz için “izoglikoz” genel ifadesi kullanılır. İçeriğinde fruktoz glikozdan fazla ise “fruktoz-glikoz şurubu”, fruktoz glikozdan az ise “glikoz-fruktoz şurubu” olarak adlandırılır.

Türkiye’de hem fruktoz hem de glikoz, sakkaroz (çay şekeri) ile birlikte şeker tanımı içinde yer alır.

AB ve Türkiye’de “Tatlandırıcı” ifadesi yapay tatlandırıcılar için kullanılır. Yapay tatlandırıcılar, içerisinde karbonhidrat bulunmayan ve doğal olmayan tatlılık sağlayan maddeler olup sorbitol, maltittol gibi şeker alkolleri ile aspartam, asasulfamk gibi ürünlerdir.

Fruktoz Şurubu: FDA (2000)'e göre fruktoz şurupları %42 veya 55 fruktoz içeren tatlı, besleyici sakkarit karışımı olup, mısır nişastası glikozunun Glikoz izomeraz enzimi kullanılarak fruktoza dönüştürülmesi ile elde edilen tamamen dogal urunlerdır. Fruktoz şuruplarının tatlılığı invert şeker şurubuna benzer derecededir. Fruktoz şurupları nemi çekme özellikleri ile ürünlerin kurumasını önlerler. Lezzeti geliştirici bir özelliğe sahip olmaları nedeniyle aromalı gıdalarda rahatlıkla kullanılabilmektedirler. Ozmotik basınçlarının yüksek olması ise mikrobiyal açıdan dayanıklılık sağlamaktadır.

Fruktoz şuruplarının fermente edilebilirliği, içermiş olduğu monosakkaritlerden ötürü yüksektir. Yüksek fruktozlu bu şuruplar gıdalarda su aktivitesini düşürmek için kullanılmakta ve bozulmaları önleyerek gıdaların raf ömrünü uzatmaktadır.

Glikoz şurubu ;“Türk Gıda Kodeksi Şeker Tebliği' ne göre glikoz şurubu veya glikoz-fruktoz şurubu; Nişasta veya inulinden veya bunların karışımından elde edilen besleyici değeri olan sakaridlerin saflaştırılmış ve koyulaştırılmış sulu çözeltisini ifade etmektedir.

Nişasta ;“Bütün yeşil bitkilerin tohum(mısır, buğday, pirinç vb), yumru ( patates) ve kök(tapyoka)lerinde katı halde bulunan, bitkinin temel içeriğini ve enerji kaynağını teşkil eden, karbonhidrat yapısındaki beyaz organik maddelerdir. Dünyadaki bitkilerin çoğunda, selülozdan sonra en fazla bulunan maddedir. Nişasta, beyaz bir toz olup, bitkilerin yedek karbonhidratını meydana getirir. Bu bakımdan hayvanlardaki yağın görevini görür. Bitkilerde, havadaki karbonhidratın fotosentezi sonucu meydana gelir. Burada fotosentezle; önce glikoz moleküllerinin yoğunlaşmasıyla yüksek polimer nişasta meydana gelir.

Sakkaroz (sükroz, çay şekeri, kristal şeker) : Temel bir şeker tipinin resmi kimyasal ismidir, genelde birçok ürün içerisinde ve sofra şekeri olarak kullanılır. Pancardan üretildiğinde “pancar şekeri, kamıştan üretildiğinde ise “kamış şekeri” olarakta adlandırılabilirler.

2-) ŞEKER TEKNOLOJİSİ

Pancar veya kamış şekeri uygun koşullarda ısıtılarak glikoz ve fruktoza parçalanmaktadır. Tüm meyvelerde ağırlıklı olarak glikoz ve fruktoz bulunmaktadır. NBŞ ise farklı hammaddelerden elde edilen (mısır, buğday, patates vb) nişastanın uygun koşullarda enzimlerle hidrolizi ile gerçekleştirilmektedir. Ve bileşiminde yine glikoz ve fruktoz bulunmaktadır.

Şekerleme üretiminde sadece pancar veya kamış şekeri kullanılarak uygun yapıda (şekerleme) gıda üretilmesi söz konusu değildir. Çünkü ürünlerde yapışma, ambalajlamada güçlük ve istenmeyen kristalizasyon olayları oluşmaktadır. Bunun engellenmesi için gıda proseslerinde mısır şurubunun belli bir karışımla kullanılması zorunludur. Dünya gıda sanayindeki uygulamalar da aynıdır.

Mısır şurubu; gıdaların üretiminde nem tutucu veya kurumayı önleyici olması, kristalizasyonu kontrol etmesi, sakarozdan daha yüksek ozmotik basınça sahip olması nedeniyle mikrobiyel büyümeyi kontrol altında tutması, maya fermente edici substratlara sahip olması, tatlandırıcılar, asitler ve aroma verici maddelerle kolaylıkla karışması, esmerleşme ve Maillard reaksiyonunu kontrol edebilir substratlar sağlaması, invert sıvı şeker ile aynı derecede tatlandırma, düşük viskozite, ekonomik uygunluk (Critical Reviews in Food Science and Nutrition, 47:561–582 (2007) gibi nedenlerle gıda sanayinde tercih edilmektedir.

3-) Aşağıda (Kansere sebep olduğu iddia edilen!) mısır şurubu ile ilgili gerçek bilgiler sakaroz ile karşılaştırmalı yer almaktadır

Yüksek fruktozlu mısır şurubu nedir?

Yüksek fruktozlu mısır şurubu, mısırdan elde edilen ve market raflarındaki pek çok gıda ve içecekte bulunan bir şekerdir. Beğenerek tükettiğimiz gıdalara tat, yapı, tazelik ve lezzet katan ve genellikle şekerden daha ucuz olan çok yönlü bir bileşen. Yüksek fruktozlu mısır şurubu, gıda ve içeceklere doğal lezzetlerini gizlemeden hafif bir tatlılık katıyor.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu yani mısır şekeri, güvenilir ve 40 yılı aşkın bir süredir yüksek lifli lezzetli gıdalar yapmak, gıda ve içeceklerde tazeliği sağlamak ve lezzeti artırmak üzere gıda tedarik zincirinde kullanılıyor. Ancak tüketiciler arasında yüksek fruktozlu mısır şurubunun adından kaynaklı bazı yanlış inanışlar bulunuyor.

Oysa akademisyenler, yüksek fruktozlu mısır şurubu ile sakarozun benzer bileşimlere sahip olduğunu ve vücut tarafından aynı şekilde kullanıldığını onayladılar.

YÜKSEK FRUKTOZLU MISIR ŞURUBU İLE İLGİLİ GERÇEKLER

• Yüksek fruktozlu mısır şurubu, “yüksek” ifadesine karşın aslında sakkaroz aynı miktarda fruktoz içerir. Adında geçtiği gibi fruktoz içeriği yüksek değildir. “Yüksek fruktozlu mısır şurubu” adı bileşenin standart mısır şurubundan daha fazla fruktoz içermesinden gelmektedir.

• Yüksek fruktozlu mısır şurubu, tıpkı sofra şekeri ve bal gibi iki basit şekerden (fruktoz ve glukoz) oluşan bir tür mısır şekeridir. İnsan vücudu yüksek fruktozlu mısır şurubu ile sakkaroz ya da bal arasındaki farkı anlayamaz ve bunların hepsi de güvenli ve doğaldır.

• Mısır nişastasının şekere dönüştürülmesi için yapılan işlemler büyük ölçüde sakkoroz üretilmesi sırasında kullanılan işlemlere benzer.

• Yüksek fruktozlu mısır şurubu sakkarozla aynı miktarda kalori ve tatlılığa sahiptir.

*Amerikan Tıp Derneği’nin, 2008 yılında yayınladığı Bilim ve Halk Sağlığı Konseyi Raporu’nda şöyle diyor: “Yüksek früktozlu mısır şurubu ile sakarozun bileşimi çok benzer olduğundan, vücut tarafından kullanılması açısından yüksek früktozlu mısır şurubu obezite ve diğer koşullara sakarozdan daha fazla katkı sağlamamaktadır.”

*Amerikan Diyetetik Derneği ise Aralık 2008’de yayınladığı (Hot Topics, “High Fructose Corn Syrup) incelemede, “Yüksek fruktozlu mısır şurubu, besin değeri açısından sakkaroza eşdeğerdir. Her iki şeker de aynı miktarda kalori içerir (gram başına 4) ve yaklaşık olarak eşit miktarda früktoz ve glikozdan oluşur. Absorbe edilerek kan dolaşımına girdiklerinde iki şeker de ayırt edilemez” diyor.

*Amerika Gıda, Beslenme ve Tarım Politikası Merkezi tarafından 2004 yılında organize edilen ve mısır şurubu tüketiminin kilo kazanımı ile ilişkisini tartışmak üzere bu konuda mevcut yayımlanmış literatürü araştırmak üzere besleyici şekerler, karbonhidrat kimyası ve insan metabolizması konularında uzmanlardan oluşan bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Toplantıda yapılan bilimsel görüşmelerde mısır şurubu kompozisyonu; üretimi, konuyla ilgili yayımlanmış bilimsel literatür ve tüketimi ve muhtemel sağlık etkileri ile ilgili soruların incelenmesi ve tartışılması gibi bir çok açıdan incelenmiştir.

Toplantıda epidemiyolojik çalışmalar ve rastgele kontrol deneyleri sonucunda birçok sonuca ulaşıldığı, mısır şurubu ve sakaroz tüketiminin ve bunların kilo kazanmaya etkilerinin ve aralarındaki farklılıkların araştırıldığı çalışmaların mevcut olmadığı ve mısır şurubunun sakaroz benzeri monosakkarit kompozisyonuna ve tatlılık değerine sahip olduğunun kanıtlandığı belirtilmiştir. Ayrıca, fruktoz glukoz oranının mısır şurubunun kullanılmaya başlandığı 1960’lardan beri önemli bir değişikliğe uğramadığı, mısır şurubunun neden emilim ve doymuşluğu diğer sakkarozdan daha farklı etkileyeceği kanısına varıldığının açık olmadığı da ortaya konmuştur. Yine mısır şurubunun diğer enerji kaynaklarından daha farklı bir şekilde obezite ve aşırı kiloya katkıda bulunmadığı sonucuna da varılmıştır. (Highs and Lows of High Fructose Corn Syrup 2004, the Center for Food and Nutrition Policy (CFNAP) at Virginia Tech)

4-) İDDİALARA YANITLAR

Yavuz Dizdar’ın, Dünya Gazetesi’nde yer alan 12 Ocak 2011 tarihli ve “Şeker Raporu: Nişaşta bazlı şeker (mısır şurubu) hasta eder, kota indirilmeli!” başlıklı yazısında kullandığı bilimsel kaynaklar ile ilgili değerlendirme:

1. Pitt HA. PRESIDENTIAL ADDRESS. Hepato-pancreato-biliary fat: the good, the bad and the ugly. HPB 2007; 9: 92-97.

Söz konusu makalede ABD’de görülme sıklığı gittikçe artan obeziteye ve özellikle iç organlara ait yağ dokusunun oluşumuna ve çeşitli hastalıklarla ilişkilerine ait geniş bilgiye yer verilmiştir. Obezitede temel faktörün beslenme olduğu belirtilirken, son yıllarda tüketicilerin beslenme alışkanlıklarındaki genel değişim ile ilişkisi değerlendirmeye alınmıştır ve büyük ihtimalle diyette yer alan yağların ve karbonhidratların rolü olduğu belirtilmiştir. Ayrıca özellikle doymuş ve trans yağlar, kötü yağlar olarak tanımlanmıştır.

Bunun dışında fast food ve mısır şurubu içeren gazlı içecek tüketiminin de dünyanın birçok yerinde ikiye katlandığı belirtilmektedir. Tüketim alışkanlıklarındaki değişim ile obezite görülme sıklığındaki artış arasında verisel anlamda bir paralellik gözlendiği, ancak temel karbonhidrat kaynağı olarak mısır şurubu kullanıldığında obezitenin görülme sıklığını arttırdığına ilişkin teorinin sadece kanıtlanamamış bir iddia olduğu net bir şekilde ifade edilmektedir.

Ayrıca metabolik sendroma neden olan iç organların yağlanmasında beslenmedeki birçok faktörün etkili olduğu, her bir organa ait yağlanmadaki temel nedenler de işlenmekte olup, hiçbirinde Yavuz Dizdar’ın değerlendirmesi gibi sadece mısır şurubu tüketimi ile direkt ilişkisinden söz edilmemektedir.

2. Dominique S. Michaud, Simin Liu, Edward Giovannucci, Walter C. Willett, Graham A. Colditz, Charles S. Fuchs. Dietary Sugar, Glycemic Load, and Pancreatic CancerRisk in a Prospective Study. Journal of the National Cancer Institute, Vol. 94, No. 17, September 4, 2002.

Araştırma oldukça kapsamlı olup, yüksek miktarda enerji içeren diyetlerin ve yemek sonrası glukoz seviyesindeki artışın pankreas kanseri üzerine etkisi; glukoz, sakkoroz ve karbonhidrat alımı, glisemik indeks ve glisemik yük (glisemil indeksin karbonhidrat alımı ile çarpılması) değerlendirilerek incelenmiştir. Ve araştırma sonuçlarında karbonhidrat ve sakkaroz alımı ile pankreas kanseri arasında katılımcıların genelinde bir ilişki görülmediği tespit edilirken, glisemik yük alımı ve fruktoz tüketimi yüksek kadınlarda ise istatiksel olarak önemli olmayan bir risk artışı görüldüğü belirtilmiştir. Çalışmanın aşırı kilolu ve hareketsiz kadınları değerlendirmeye alınan bölümünde fruktoza ilişkin bir riskten söz edilirken, fiziksel aktiviteye sahip kadınlarda böyle bir ilişkiye rastlanmamıştır.

Araştırmanın temel amacı glisemik yük ile pankreas kanseri arasındaki ilişkinin ortaya konulması olup, yaş, vücut kitle endeksi, fiziksel aktivite, diyabet geçmişi, sigara tüketimi gibi birçok parametre değerlendirilmiştir.

3. Ute Nöthlings, Suzanne P Murphy, Lynne R Wilkens, Brian E Henderson and Laurence N Kolonel. Dietary glycemic load, added sugars, and carbohydrates as risk factors for pancreatic cancer: the Multiethnic Cohort Study. American Journal of Clinical Nutrition 2007; 86: 1495-1501.

Araştırmada glisemik yük ile diyette yer alan karbonhidratlar, sakkaroz, fruktoz, taplam şeker ve ilave şekerlerin pankreas kanseri ile ilişkisi incelenmiştir. Makalenin adından da anlaşılacağı üzere çalışma farklı ırklar üzerine odaklanmıştır. Araştırma temel olarak kan glukoz düzeyi ve diyabet hastalığının pankreas kanseri üzerine etkisini aydınlatmayı amaçlamaktadır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında glisemik yük ve ilave şeker ile pankreas kanseri riski arasında önemli bir ilişki olmadığı bilgisi yer almaktadır. Ayrıca şaşırtıcı biçimde meyve ve meyve suyu alımı ile ilişkinin önemli düzeyde olduğu belirtilirken, gazlı içecek alımı ile arasında bir ilişki olmadığı belirtilmektedir. Ayrıca sakkarozun ise obez ve kilolu bireylerde daha yüksek risk oluştururken normal kilodaki bireylerde ise bir ilişki gözlenmediği ifade edilmiştir.

Pankreasın temel nedenlerinden birinin ise sigara tüketimi olduğu ve fazla kırmızı et tüketimi ile de ilişkili olduğu belirtilmiştir.

Yavuz Dizdar söz konusu makaleden sadece fruktoz ile ilgili kısımları çekmiş olup, burada da asıl kaynağını söylemekten her nedense çekinmiştir.

4. Li Jiao, Andrew Flood, Amy F. Subar, Albert R. Hollenbeck, Arthur Schatzkin and Rachael Stolzenberg-Solomon. Glycemic Index, Carbohydrates, Glycemic Load, and the Risk of Pancreatic Cancer in a Prospective Cohort Study. Cancer Epidemiol Biomarkers Prev. 2009 April ; 18(4): 1144–1151. doi:10.1158/1055-9965.EPI-08-1135.

Bu araştırma sonuçlarında da bir önceki araştırmayı destekler nitelikte sonuçlar elde edilmiş olup meyve ve meyve sularından gelen serbest fruktozun, gazlı içecekler ve meşrubatlardan gelenden çok daha fazla risk oluşturduğu açık bir şekilde ifade edilmektedir. Yapılan ileri analizlerinde de meyve suyundan ziyade meyvelerin çok daha büyük pankreas riski ile ilişkisinin gösterildiği belirtilmektedir.

5. June M. Chan Æ Furong Wang Æ Elizabeth A. Holly. Sweets, sweetened beverages, and risk of pancreatic cancer in a large population-based case–control study. Cancer Causes Control (2009) 20:835–846 DOI 10.1007/s10552-009-9323-1.